Çehov Yüksek Erdemli Olmak

Bana sık sık “insanların seni anlamadığından” şikayet ettin! Goethe ve Newton ise hiç bundan şikayet etmediler… Bunu sadece İsa yaptı ve o da aslında öğretisinden bahsediyordu, kendinden değil… İnsanlar seni gayet iyi anlarlar. Sen kendini tam olarak anlamıyorsan da bu onların suçu degil. Şüphen olmasın ki, bir kardeş ve bir arkadaş olarak seni seviyorum ve…

Okumaya devam et

Mark Hollis ve Onun Gizem Dolu Yaşamı

Tarih ortadan kaybolan dahilere alışıktır. Satranç dünyasının bir numaralı isimlerinden Bobby Fischer’ın zirvedeyken bir anda ortadan kaybolması gibi Hollis de 1991 yılında çıkardıkları Laughing Stock albümünden sonra sırra kadem basmıştır. Daha sonra bir çok post-rock grubunu etkileyecek olan Talk-Talk’ın The Beatles benzeri ‘evrim’ine göz atacağız. Yalnız Mark Hollis 1998 yılında kendi adında bir solo albümü…

Okumaya devam et

Melville Sinemasında Şiddet ve Yalnızlaşma

Kimdir bu Melville? Fotoğraf çektirmekten hoşlanmayan ve bu yüzden çok az fotoğrafa sahip olan Melville hakkında araştırma yaptığınızda kişisel bilgilerine pek ulaşamayacaksınız. Godard ve yeni-dalga akımını doğrudan etkisi altına alarak Fransız sinemasının tartışmasız “pioneer” yani öncülerinden biri olmuştur. Melville ismini duyduğunuzda bir yönetmen sinemasından çok aklınıza Moby Dick’in yazarı Amerikalı Melville ve balinalar gelebilir. Bu…

Okumaya devam et

91. Oscar Adayları

Netfliz yapımı Roma ve bağımsız yönetmen Yorgos Lanthimos’un filmi The Favourite en çok dalda adaylık alan yapımlar oldu. En İyi FilmBlacKkKlansmanBlack PantherRomaA Star Is BornGreen BookBohemian RhapsodyVice En İyi YönetmenSpike Lee (BlacKkKlansman)Alfonso Cuarón (Roma)Adam McKay (Vice)Pawel Pawlikowski (Cold War)Yorgos Lanthimos (The Favourite) En İyi Kadın OyuncuGlenn Close (The Wife)Olivia Colman (The Favourite)Lady Gaga (A Star…

Okumaya devam et

Renoir’ın Gölgesinde Jacques Becker Sineması

Yazılarıma son hızla Fransız yönetmenler üzerinden devam etmek istiyorum. 53 gibi çok erken bir yaşta aramızdan ayrılan Becker (1906-1960) ülkemizde son yönetmiş olduğu, belki de tüm zamanların en iyi hapishane dramalarından biri olan Le Trou ile anılmaktadır. Daha önceki yazılarımda Malle ve Duvivier gibi yabana atılan isimlerden söz etmiştim. Bu sefer Fransız nouvelle vague ekibi…

Okumaya devam et

Aykırı Fransız Yönetmen Louis Malle

Son yazılarımda Godard ve arkadaşları(Cahiers du Cinéma) tarafından dışlanan, tarihten silinmeye çalışılan yönetmenlere yer verdiğim dikkatlerden kaçmamıştır. Fransız nouvelle vague ile aynı dönemde sinemeya başlayan ama onlardan biri olarak sayılmayan Louis Malle benim için Fransız sinemasının yabana atılan isimlerinden biri olmuştur. Kendisi 25 gibi çok erken bir yaşta müziklerini Miles Davis’in bestelediği Ascenseur pour l’échafaud…

Okumaya devam et

True Detective 3. Sezon

İzlediğimiz ilk sezonun hasretini çekerken hatta belki tekrar tekrar izleme isteği ile kıvranırken True Detective 3. Sezonunun geldiğini duyduğumuzda oldukça sevindik. Yine -her sezonda olduğu gibi- farklı bir hikaye ve farklı oyuncu kadrosu bizleri şaşırtmadı. 1. sezonun o güçlü senaryosu ve özellikle Matthew Mcconaughey üst seviye oyunculuğunu belki tekrardan izleme gibi beklentilerle çıkan bu yeni…

Okumaya devam et

Julien Duvivier Sinemasında Melankoli

“Eğer bir mimar olsaydım ve sinemaya bir anıt yapmak zorunda kalsaydım, tam girişe Julien Duvivier’in bir heykelini dikerdim.” -Jean Renoir Fransız sinemasını severim. Şiirsel Gerçekçilik’in önemli temsilcilerinden Duvivier (1896-1967) ülkemizde tanınmıyor olduğu için hakkında bir yazı yazmak istedim. 1920’li yıllardan 67’de trafik kazasından ölene kadar çok önemli eserler bırakmış bir yönetmendir. Klasik Fransız sinemasının 5…

Okumaya devam et

William Wyler, Bir Dahiden Fazlası

Türkçe’de “geniş” kapsamlı, popüler filmleri dışında bir Wyler incelemesi olmaması büyük bir utançtan başka bir şey değildir. Atilla Dorsay’ın Wyler’dan sözettiğini daha önceden duymuştum fakat hiçbir kitabını okumadığım için ortaya kesin bir iddia atmak istemiyorum. Wyler’ın çok büyük bir hayranıyım. Wyler filmleriyle yatıp kalktığım günler olmuştur. Nereden başlayacağımı kesinlikle bilmiyorum. Sayısız başyapıta imza atmış Wyler’ın…

Okumaya devam et

Riso Amaro (Bitter Rice) – Giuseppe De Santis

Giuseppe De Santis’ı İtalyan yeni-gerçekçiliğini araştırırken keşfetmiştim. Visconti ya da De Sica kadar popüler olmamasına karşın birbirinden değerli yapımlara sahiptir. Hakkında detaylı bir yazı yazmak istiyorum boş bir vaktimde. Bitter Rice’ı diğer İitalyan melodramlarından ayıran şeyi hep beraber inceleyelim… 1949’da vizyona giren ve kadrosunda 7 yazar bulunduran Bitter Rice marksist bir alt metine sahip olmasıyla…

Okumaya devam et