Mark Hollis ve Onun Gizem Dolu Yaşamı

Tarih ortadan kaybolan dahilere alışıktır. Satranç dünyasının bir numaralı isimlerinden Bobby Fischer’ın zirvedeyken bir anda ortadan kaybolması gibi Hollis de 1991 yılında çıkardıkları Laughing Stock albümünden sonra sırra kadem basmıştır. Daha sonra bir çok post-rock grubunu etkileyecek olan Talk-Talk’ın The Beatles benzeri ‘evrim’ine göz atacağız.

Yalnız Mark Hollis 1998 yılında kendi adında bir solo albümü çıkaracaktır. Ondan sonraki tarihlerde hakkında ne bir röportaj bulabilirsiniz ne de bir fotoğraf. Hep birlikte bu “tuhaf”, pek çokları tarafından dahi olarak kabul edilen müzik adamının hayatına bir göz atalım… Hakkında türkçe içerik bulunmadığı için, (varsa da benim eski yazılarım olabilir) daha geniş kapsamlı bir Mark Hollis incelemesi sunacağım. Yazımda kaç albüm sattı kaç kişi konserlerine geldi gibi gereksiz bulduğum bilgilere değinmeyeceğim.

Mark Hollis 4 Ocak 1955 tarihinde İngiltere’de dünyaya geliyor. 1981 yılında Talk-Talk adlı çift sese sahip Duran-Duran benzeri bir grupla müzik sahnesine çıkacaktır. Frontman(yüzü)’i olduğu Talk-Talk grubu ilk albümleriyle klasik 80’ler ‘ses’ine sahiptir. Hiçbir yenilikçi, farklı ve şaşırtıcı bir müzik grubu değildir. Eleştirmenler tarafından beğenilmezler. Ticari olarak da bir başarı söz konusu değildir ilk albümleriyle… 1980’lerden bahsedeyim biraz. Son derece “abartı” bulduğum bir nostalji sevgisiyle karşı karşıyız son yıllarda. 80’li yıllar “One Hit Wonder”lardan oluşan bana kalırsa karanlık bir çağdır müzik için. Ben lise yıllarında Modern Talking gibi son derece ticari müzik yapan gruplarla bir kültür edinmeye çalışmıştım. Ailemde ve çevremde müzik kültürüne sahip bir birey olmadığı için kendim araştırırak bir şeyler edinmeye çalıştım. Ticari kaygı güden grupları dinlemeyeli yıllar oldu doğrusu.

Albümler ve Konserler

1982’de çıkan The Party’s Over albümü pek bir başarıya ulaşamıyor. Ben “Have You Heard the News?“ şarkılarını grubun kendi tarzında çok yakıştırmaktayım. Daha sonra yayınlayacakları “Tomorrow Started“ olsun “Renée“ olsun, bu tarzın habercisidir. 1984’de gruba ün kazandıracak olan “It’s My Life” albümü yayınlanır. It’s My Life ve Such a Shame şarkısı 80’lerin unutulmaz hitlerinden biri oluyor. 1986 yılında ise benim en beğendiğim ve son “pop” albümleri olarak hafızalara yer edinecek olan “The Colour of Spring” yayınlanıyor. Güzel bir chamber-pop (koro halinde söylenen) şarkısı olan Happines is Easy ile başlayan albüm, post-rock perdesini aralayacaktır. Evet, bu albümde post-rock’tan izler bulabilirsiniz. Bir çok müzik eleştirmenine göre post-rock 1988 yılında Sprit of Eden albümüyle ortaya çıkmıştır. Canlı kayıtlarına gelelim… 1988’de verdikleri Montreux  konserinin kayıtlarına internetten kolaylıkla ulaşabilirsiniz. 1999 basımı “London 1986 ” adlı canlı albümünü ise kesinlikle tavsiye ediyorum. Grubun vokalisti Mark Hollis’in ne kadar iyi bir sese sahip olduğunu görmeniz açısından bu konser dinlenebilir.

Mark Hollis

Sprit of Eden ve Laughing Stock

1988’de Talk Talk önceki albümleri The Colour of Spring‘in ticari başarısı sayesinde bu sefer ‘değişik’ klasik 80 sound’ından farklı bir albüm deneyecektir… Grup üyeleri pencereleri tamamen bantlarla örtülü, havasız ve kimsenin giremeyeceği stüdyolarında albüm kayıtlarına başlamıştır. 1988 yılında bir devrim niteliğinde olan Sprit of Eden o tarihe kadar kimsenin denemediği bir müzik albümü özelliğini taşımaktadır. Belki eşsiz değildir ama 1980 sonları için 60’lardan kalma bütün veteran rock gruplarının, jazz’cıların vs. saçma sapan albümler çıkardığı bir tarihten söz ediyoruz. Dünya üzerinde bu kalitede müzik yapacak ne bir grup var ne de bir müzisyen. Talk-Talk zor olanı başarıyor. Genesis(pop döneminde) konserleri öncesinde sahneye çıkıp yuhalanan bir grup olarak akıllarda kalan Talk-Talk, The Beatles da olduğu gibi onların 1965-69 arasında geçirdiği inanılmaz değişim gibi bir evrime sahiptir. Bunda Mark Hollis’ın etkisi çok büyüktür.

Hollis bir krautrock grubu olan CAN’den (isim cannibalism’den geldiği için ‘ken‘ diye okuyorum) ve Jazz müziğinin mihenk taşı olan, filozof Sartre’ın “20. yüzyılın özetidir bu!” dediği Bitches Brew albümünü icra eden ve benim de bir dönemler taptığım Miles Davis’den çok etkilendiğini söylemiş olsa da yaptığı müzik onların bir tık üstünde olmuştur bana kalırsa. Spirit of Eden‘dan sonra Laughing Stock albümüyle tekrar adından söz etttiren grup bu sefer hayranlarını ikiye bölecektir. Laughing Stock, Sprit of Eden‘a benzememektedir. Sprit of Eden albümünü beğendiyseniz bu Laughing Stock‘ı da beğeneceğiniz, idrak edeceğiniz anlamına gelmiyor malesef. İkisi birbirinden oldukça farklı ama benzer bir temaya(dini) sahip olması dışında tamamen farklı albümlerdir. 1991 yılında grup dağılır. Kendilerinden sonra bir çok “post-rock” grubu ortaya çıkacaktır. Ama müzikseverler bilir ki 90’ların post-rock’ı (birinci dalga) ve 2000’lerin post-rock’ı (ikinci dalga) arasında büyük farklılıklar söz konusudur.

Daha sonra grubun bassçısı Paul Webb ve davulcu Lee Harris “‘O’rang” adında bir post-rock grubu kuracaklardır. Fakat Mark-Hollis olmadığı için aynı ‘ses’i yakalayamayacaklardır hiçbir zaman.

Hollis Hakkındaki Söylentiler

Kendisinin büyük bir hayranı olduğum için harıl harıl internette hakkında yazılan İngilizce, Almanca, Fransızca vb. dillerdeki kaynakları araştırmaktayım uzun yıllardır. Bir yerde kaynak belirtemeyeceğim reklam jingle’ları tasarladığı oradan hayatını idame ettirdiği söylenmekteydi. Ben bunu oldukça tuhaf ve komik buldum. Kendisi kadar müzik bilgisi olan biri neden Ragga Oktay gibi Jingle Müziği tasarlamaya çalışırdı ki?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir