Julien Duvivier Sinemasında Melankoli

“Eğer bir mimar olsaydım ve sinemaya bir anıt yapmak zorunda kalsaydım, tam girişe Julien Duvivier’in bir heykelini dikerdim.”

-Jean Renoir

Fransız sinemasını severim. Şiirsel Gerçekçilik’in önemli temsilcilerinden Duvivier (1896-1967) ülkemizde tanınmıyor olduğu için hakkında bir yazı yazmak istedim. 1920’li yıllardan 67’de trafik kazasından ölene kadar çok önemli eserler bırakmış bir yönetmendir. Klasik Fransız sinemasının 5 büyük isminden biri olarak gösterilir (Jean Renoir, Marcel Carne, Rene Clair, ve Jacques Feyder ile birlikte.)

Duvivier, Wyler ya da Kubrick gibi çok yönlü bir yönetmen olmasıyla ün salmıştır. Bir dönem Hollywood’a göç etmiş ve orada Tales of Manhattan gibi epik bir filme imza atmıştır. Hollywood kariyeri fazla uzun sürmez, Amerika’dan döndükten sonra 1946 yılında Panique adında bir noir filmi çekmiştir. Belki de yapılmış en karanlık filmlerden biridir bu. Dönemin popüler akımı film-noir’ın (özellikle Amerikan tarzında) etkileri görülebilir.

Sessiz sinemada Louis Feuillade ve Marcel L’Herbier gibi usta yönetmenlerin asistanı olarak sektöre adım atmıştır. Sessiz sinemadaki ilk çalışmalarından günümüze kurtulan pek filmi olmamış. Ben bu döneme ait Le mystère de la tour Eiffel ve Poil de Carotte gibi iki önemli eserini izleme fırsatı bulmadım henüz.. Daha sonradan Poil de Carotte filmini 1932 yılında artık ses kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte bir kere daha beyaz perdeye uyarlayacaktır. Bütün filmlerinin İngilizce altyazısı olmadığı ve benim de Fransızca bilgimin çok zayıf olması nedeniyle hepsini izleyemedim, o yüzden William Wyler yazımda olduğu gibi yönetmenin filmografisine çok fazla yer veremeyeceğim… Criterion’da Duvivier’in filmlerine ulaşabilirsiniz. Özellikle son restore edilen filmi Panique ile bir kere daha gündeme gelen yönetmenin filmlerine, şiirsel gerçekçilik akımına hep birlikte bakalım.

Başta İtalyan Yeni-Gerçekçiliğini Etkileyen Şiirsel Gerçekçilik Nedir?

1929’da ortaya çıkan ve etkilerini 30’lu yıllarda da gösteren büyük ekonomik buhran’ın hüküm sürdüğü yıllarda ortaya çıkmıştır. Bu türün önemli temsilcileri Jean Renoir, Jean Vigo, Marcel Carne ve yazıda kaleme aldığım Duvivier gibi isimlerdir…

Pépé le Moko filminin akıllara kazınan final sahnesi

İşçi sınıfının sorunları, bireyin mutsuzluğu ve yalnızlığını konu almaktadır. Bu akımı bana kalırsa en iyi özetleyen Jean Gabin’in Pépé Le Moko filminin final sahnesinde gözyaşlarını döktüğü, sinema sanatının doruk noktaya ulaştığı sahnedir.

Ekonomik buhrandan dolayı suç oranları artış göstermiştir, halk sefalet içinde yaşamaktadır. Filmler sefil mekanlarda geçer ve seyirciyi bunalıma sürükleyecek cinsten bir hava hakimdir. Her ne olursa olsun bu filmler son derece şiirseldiler. Melankolik ve duygusal karakterler barındırır. Fransızların “kötü son”la biten filmleri bu dönemden geliyor. Bir kamyon filmin sonlarında otobanda ilerliyorsa o kamyon uçuruma devrilecektir. Fransız sinemasından öğrendiğim tek “gerçek” budur benim.

Le quai des brumes (Marcel Carné )

Alt tabadaki insanların buhranlarına yer veren şiirsel gerçekçilik, noir filmlerindeki gibi kapalı hava, yağmur ve sis gibi öğeler kullanarak sinema sanatında şiirselliğe büyük bir katkı sağlıyordu. Sinema kariyerine şiirsel gerçekçi yönetmenlerin yanında başlayan Antonioni, Visconti gibi isimler daha sonra yeni-gerçekçiliği ortaya çıkaran eserler vereceklerdir (bu akımın etkisinde)

Julien Duvivier ve Cahiers du Cinema

Günümüzde Duvivier’in pek bilinmemesi muhtemel Cahiers du Cinema’nın Duvivier’e olan saldırılarına dayanıyor. Andre Bazin, Duvivier’i her ne kadar şiirsel gerçekçiliğin önemli isimlerinden biri olarak görse de öğrencileri olan (Godard, Truffaut vs.) Duvivier’e karşı cehpe almıştır. İçlerinden sadece birisi Claude Chabrol onun safında yer almış bulunuyor. Bu ‘auteur’ tartışmalarına uzunca yer vermeyeceğim. Çok sıkıcı bir konu ve Godard’ın sinema tarihinde bir çok yönetmeni haksız bir şekilde yerdiği apaçık bir gerçektir.

Filmlerinden Akılda Kalanlar

Poil de carotte filmi Truffaut’un, ailesi tarafından dışlanan, görmezden gelinen bir çocuğun dünyasını anlattığı The 400 Blows‘dakine benzer bir hikaye anlatımına sahiptir. Filmleri son derece melankolik ve hüzünlü olan Duviviver 1934 yılında Fransız Kanadalı yazar Louis Hémon’in bir romanının uyarlaması olan “Maria Chapdelaine” filminde sıradışı kurgu anlayışı ve onun hikaye anlatımına getirdiği etkiyle benim dikkatimi çekmeyi başardı. Son olarak beğendiğim başka bir filminden söz edeceğim. They Were Five, 5 arkadaş büyük ikramiyeyi kazanırlar, parayı paylaşmak yerine bir kafe inşa etmeyi planlarlar, fakat başlarına bir takım talihsiz olaylar gelmeye başlayacaktır. Yönetmen aralarında sıkı bir uyumun olduğu Gabin’le çalışmaya devam ediyor…

Pépé le Moko: Cezayir kasabalarında geçen bu gangster klasiğinde Başrolde Jean Gabin’ ve unutulmaz performansıyla akıllara kazınıyor. Bogart, Cagney ve Robinson’ın yer aldığı Hollywood gangster filmlerinden farklı bir kategoride incelenmesi gerekiyor. Pépé le Moko‘dan aklımda fazla bir şey kalmadı, başka bir yazımda Duviever’in filmlerine detaylıca yer verme sözünde bulunuyorum.

Panique

Panique

Kendisinin yaptığı en karanlık çalışma olabilir. Hem görüntü yönetimi açısından (Gemide filminin devamı olan Laleli’de bir Azize gibi teknik beceriksizlikten kaynaklanan bir karanlık değil)hem de hikayesinden ötürü… Klasik bir film-noir olarak incelenebilir. Paris’in gettolarında geçen Panique, karmaşık ilişkiler ve olaylar zinciriyle akılda pek çok sahnesiyle yer ediniyor.

SONUÇ

Duvivier özellikle restore edilen filmleriyle her sinemaseverin arşivinde bulunması gereken bir isimdir. Her ne kadar günümüzde adı sanı pek duyulmasa da bu onun kötü bir yönetmen olduğu anlamına gelmiyor. Ben onu ve melankolik tarzını sevdiğimden, bu kısa yazıda değinmek, tanıtmak istedim.

KAYNAKÇA

Duvivier’in imdb sayfası. Şiirsel Gerçekçilik ve Duvivier isimli internetteki hakkında yazılmış en iyi yazı olan Sense of Sinema’nın bir makalesinden etkilenilmiştir. Filmlerini eski bir tarihte izlediğim için sizlere detaylı bir analiz sunamıyorum, bundan dolayı üzgünüm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir