İstanbul Sokaklarında Sokak Fotoğrafçılığı

Bazen günde 6-7 saat o günü kurtaracak bir kare aradığım olmuştur. Her zaman çektiğim en iyi fotoğrafların arkamı dönüp nasıl bir fırsatı kaçırdığımı gözlemlediğim anlarda saklı olduğunu düşünmüşümdür. Fotoğraf makinesini elime ilk aldığım zamanlarda kendimi kalabalık içerisinde bir palyaço ya da bir şaklaban olarak hisseder, öyle görürdüm. Bütün bu insanlar bana doğru bakıyorken ben nasıl sanat değeri olan, altın orana sahip, teknik anlamda kusursuz bir fotoğraf çekecektim? Gittiğim yerlerde başka fotoğrafçılarla karşılaştım. Hemen hepsiyle zaten cevabını bildiğim sorular üzerinden sohbet etmeye çalıştım. Bir çoğu instagram’da binlerce takipçisi olan hesabını bana takip ettirip yüzüme dahi bakmadan oradan ayrılıp gitmesiyle aklımda yer etti. Sizin 15-20 kadar yakın çevrenizden oluşan takipçilerinizi gördüklerinde ona göre muamele görüyorsunuz. Bu kişiler arasında gerçekten bilgili olanları, size yardım eli uzatacakları (yeni başladığımda böyle ‘gizemli’ bir elin bana deva olacağını düşünür onu bekler dururdum) var fakat bu arayışın gereksiz olduğunun farkına vardım…

Karşıma çıkan her ‘veteran’ fotoğrafçı bana bir takım tavsiyelerde bulunuyordu. Kimisi “ellere odaklan, yüze yakın çekim yap, mavi bir şapka gördün kalabalıkta, onu çek!” diyordu. Kimisi de tam zıttı şeyler. Ben hemen hiçbirini dinlemediğimi söyleyeceğim.

Abstract/Deneyselcilik

Anılarımı paylaşmaktan çok öğretici bir içerik yazmayı istiyorum. Shutter Speed yani Enstantane hızını düşürerek (1/4 favorimdir) ve kamerayı hafifçe sallayarak ilginç kareler yakalayabilirsiniz.

Ben instagramda @olga.karlovac adındaki bir kadın fotoğrafçıdan esinlenerek bir takım fotoğraflar ortaya çıkardım, yakın çevreme bu fotoğrafları gösterdiğimde kameramın bozulup bozulmadığını soranlar olmuştu. Ben sokak fotoğrafçılığının ülkemizde pek gelişmediğini düşünüyorum, deneysel olanı anlamalarını beklemek biraz lükse kaçacak… Bu alanda en iyi fotoğrafları kalabalıkla elde edebilirsiniz bana kalırsa. Fotoğrafları siyah beyaz çekmeniz ya da Adobe Lightroom gibi her fotoğrafçının kullandığı bir programla siyah beyaz (monokrom) düzenlemeniz avantajınıza olacaktır.

Ben bu kategoride fotoğraf çekmeyi bıraktığımı söyleyeceğim. Eve gidip çalışmalarınızı incelediğinizde hayal kırıklığına uğrayabiliyorsunuz. Meraklısı deneyebilir…

Portre Çekimleri


İnsanlar en çok portre çekimlerinden etkileniyor. Ben Ara Güler’in de aralarında bulunduğu o kameraya doğru dik dik bakılan, bir yandan da gülümsenilen fotoğraflardan oldum olası hoşlanmamışımdır. Sokak fotoğrafçılığının doğal, kurgu içermemesi gerektiğini düşünürüm.

Her ne kadar o hazzetmediğim kategorideki fotoğraflar daha çok ilgi görse de ben kendi yolumdan gitmeye devam edeceğim. Yanda görmüş olduğunuz fotoğrafı bu çocuğun haberi olmadan çektim. Bütün fotoğraflarımı insanların haberi olmadan çekmeye çalışıyorum. İşin içine yönlendirme ve komutlar girdiğinde bütün büyünün bozulacağını biliyorum. Arkada annesinin durduğunu, onu izlediğini bilmiyordum. Tarihi tramvayın en arka kısmındaydılar. Sonra eve gidip fotoğrafa siyah-beyaz efekti verdim. Başka da bir şey yapmadım. Sokak fotoğrafçılığının hızlı bir şekilde icra edilmesi gerektiğini söyleyenler olmuştur. Hatta bana yapılan en önemli eleştirilerden biri de çok yavaş olduğum konusundaydı. Zamanla fotoğraf çekme hızınız, kadrajı yakalama beceriniz artıyor buna şüpheniz olmasın.



Sokak Müzisyenleri

Sokak fotoğrafçılığında çekmeyi en sevdiğim kategori. Her ne kadar cimri biri olmasam da sokak sanatçılarını desteklemek gerektiğini düşünürüm fakat şu sıralar Taksim-Kadıköy arasında birbirinin kopyası, aynı şeyi çalıp duran çalgıcılar yer almakta. Bunlara para atılmasını doğru bulmuyorum. Hatta ben fotoğraflarını dahi çekmeden yanlarından geçiyorum.

Yandaki görselde görmüş olacağınız üzere bu kadınla tanışma fırsatı yakaladım. Aylar öncesinde yine aynı yerde bir arkadaşıyla fotoğraflarını çekmiştim onun üzerine sohbet açıp konuşmayı ilerlettim. Kendisi evine döneceğini söyledi, o gün bugündür bir daha karşılaşmadık. Gerektiğinde müzisyenlerle samimi bir sohbet sürdürdüğüm olur ama hepsi için geçerli değil bu. Fotoğrafını çektiğim içim kızan, sinirlenenler, “madem çekiyorsun neden 1 lira atıyorsun?” tepkisini suratından okuduğum insanlar da olmuştur. Ama iyi bir sanatçı 1 lira da atsanız mırın kırın etmeyen, müziğini icra etmeye devam eden kişidir, ben bugüne kadar sokak fotoğrafçılığından bunu öğrendim. Attığınız paraya tepki gösteren kişi tek kelimeyle düzenbazdır. (para karşılığına gelebilecek bir nesne attıysanız burada farklı bir tepki alabilirsiniz, ayrı bir konu)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir