Erotizmin Doruklarında Masumura Sineması

Japon yeni-dalgasının pek bilinmeyen isimlerimden biri olan Yasuzo Masumura yoldaşları Imamura ve Oshima gibi sinemasında tabu yıkan, dönemine göre kışkırtıcı konulara el atmasıyla bilinir.

Masumura’yı benim gözümde özel kılan gösterişten uzak son derece sade bir sinema anlayışıdır. Ne Wyler’daki gibi epik filmlere imza atar ne de Bresson’ın filmlerindeki gibi minimalizm tutkunudur. Sinema anlayışı Aristoteles’in Nikomakhos’a Etik kitabında altını çizdiği “orta yol(mesos)” kavramına benzetilebilir teknik anlamda. Aristoteles ahlaka en uygun olanın “aşırı olan“ ve “yetersiz olan” arasındaki orta noktayı bulabilmek olduğunu ve “uç” noktalardan sakınmak gerekli savunmuştur .

Hayatı ve Sineması

1924 yılında Japonya’da dünyaya gelen Masumura, Tokyo üniversitesinde aldığı Edebiyat ve Felsefe eğitiminden bir süre sonra İtalyan yeni-gerçekçiliğinin dünya sinemasını kasıp kavurduğu yıllarda Roma’ya gider. Burada sinema hakkında eğitim almaya başlayacaktır… İleride yapmış olacağı filmlerde İtalyan sinemasından büyük etkiler görülecektir. 1953’te tekrar Japonya’ya geri dönerek Kenji Mizoguchi ve Kon Ichikawa gibi isimlerin yanında asistan yönetmen olarak çalışmaya başlar. Avrupa’da kaldığı birkaç yılın büyük bir etkisinde olan Masumura filmlerinde Avrupa-Asya arasındaki kültür farklılıklarına üstü kapalı bir şekilde değinecektir. Yönetmenin çok sayıda filmi olduğu için izlerken dikkatimi çeken kalburüstü yapımlarına yer vereceğim kısaca.

Akai tenshi filminde savaşın dehşetini gözler önüne serer Masumura

1957 yılında yönettiği Kuchizuke filmiyle 60’larda Fransız yeni-dalgasında Godard’ın ve arkadaşlarının yaptığı gibi genç çiftlere ve onların dünyasına yer verecektir Masumura. 1958 yılında ilk ticari başarısı olarak gösterilen ve birçok yönetmen tarafından da takdir edilen yapımı Kyojin to gangu vizyona girer. Genç bir kızın maskot olarak kullandığı ve bir şirketin reklam kampanyalarına odaklanan film kara komedi türündeki başarılı çalışmalardan biridir.

Zirvede Olduğu 60’lı Yıllar

Mishima 1966 yılında “Vatanseverlik” adında bir kısa filmi yazıp, yönetir ve hatta oynar.

Kapitalizme getirdiği ağır eleştirilerle dikkatleri üzerine toplayan Kyojin to gangu‘dan sonra başrolünde ülkemizde büyük bir hayran kitlesi olan, romanları büyük bir ilgiyle okunan, “aşırı” milliyetçi yazar Yukio Mishima’nın oynadığı bir gangster filmi çevirecektir. Mishima ne kadar ‘iyi’ bir aktör olmasa da o zamanlar sinemayı yakından takip etmektedir.

Yeni-dalganın önemli isimlerinden, çağdaşı Nagisa Oshima dahil bir çok yönetmenin hayal kırıklıklarını dile getirdiği bu gangster filmini bir mahkeme draması olan Tsuma wa kokuhaku suru izleyecektir. Kötü bir yakuza filmi olan Kuro no tesuto kâ‘dan 1964 yılında Manji ile dikkatleri üzerine çekmeyi başaracaktır. Orta yaşlardaki evli bir kadının genç bir kıza aşkını ekrana taşıyan film yönetmenin bana kalırsa kendi tarzında yaptığı en başarılı filmlerden biridir. Seisaku no tsuma ile 2. Dünya Savaşı sonrası Japonya’sında savaş karştı bir film çekecektir Masumura.

Irezumi Japonca’da “dövme” anlamına gelmektedir. İnternette bu dövme sanatı hakkında detaylı araştırmalar yapabilirsiniz. Japon sineması “Irezumi” gibi cevherlerle doludur. Erotizmin hadsafhada olduğu, -bunu çıplaklık ve seks sahneleri olmadan başaran- Irezumi takıntılı ilişkilerin sonunda trajik bir sonla sonuçlanacağını gösteren, shakespearevari bir intikam öyküsüdür. Güzel aktör Ayako Wakao ile tekrar bir film çeviren Masumura, daha sonra Akai tenshi adında bir savaş filmi çevirecektir. Ayako Wakao bu sefer savaşta yaralanan askerlere yardım eden bir hemşire rolünde karşımıza çıkar.

Irezumi

David Lynch’ten Önce

Môjû filmi yönetmenin en beğendiğim filmidir. Lynchian ve son derece obsesif bir karakteri içinde barındıran film bir kadının kör bir heykeltraş tarafından kaçırılıp yaratacağı başyapıtı için “model” olarak kullanılmasını konu alır. Evet kulağa çok tuhaf gelen bir senaryosu olduğu doğrudur, bunun gibi filmler sadece 60’ların ve 70’lerin Japonya’sında ortaya çıkmıştır. Yeraltı sinemasının (bizdeki Kara Kentin Çocukları gibi yapımlar örnek gösterilebilir) başyapıtlarından biridir Môjû. Imdb’de “korku” türünde işaretlenmiş olsa da asla bir korku filmi olarak ele alınmamalıdır. Ne abartı gore sahneleri ne de kan-vahşet hakimdir bu sado-mazo ilişkinin incelendiği “tuhaf” ve “çarpık” hikayede.

SONUÇ

Masumura günümüzde Japon sinemasının “en az” bilinen ve saygı gösterilen isimlerinden biri konumundadır. 1984 yılında faaliyete başlayan ve çoğunlukla eski art-house yapımlarını restore eden Criterion gibi sinefillere hitap eden önemli bir dağıtımcı bile filmlerini henüz restore etmemiştir. 1986 yılında arkasında pek çok “tuhaf” film bırakarak dünyadan ayrılan Masumura saplantılı karakterleri, işlediği çarpık ilişkileri ve erotizmin doruk noktasına ulaştığı yapımlarıyla Japon sinemasının en iyi yönetmenlerinden biridir kuşkusuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir