Çehov Yüksek Erdemli Olmak

Bana sık sık “insanların seni anlamadığından” şikayet ettin! Goethe ve Newton ise hiç bundan şikayet etmediler… Bunu sadece İsa yaptı ve o da aslında öğretisinden bahsediyordu, kendinden değil… İnsanlar seni gayet iyi anlarlar. Sen kendini tam olarak anlamıyorsan da bu onların suçu degil.

Şüphen olmasın ki, bir kardeş ve bir arkadaş olarak seni seviyorum ve tüm kalbimle acını paylaşıyorum. Karakterinin iyi yönlerini adım gibi biliyorum; onlara önem veriyor ve son derece saygı duyuyorum. İstersen seni anladığımı kanıtlamak için o özelliklerini tek tek sayabilirim. Bence sen yumuşaklık derecesinde naziksin, yüce gönüllüsün ve son kuruşunu bile paylaşacak kadar cömertsin; hiç nefret ya da kıskançlık barındırmazsın; temiz kalplisin, insanlara ve hayvanlara merhamet gösterirsin; güvenilirsin, kin ya da kurnazlık nedir bilmezsin ve kötülük düşünmezsin… Sana diğer insanların sahip olmadığı bir şey bahşedilmiş; yeteneklisin. Bu yetenek seni milyonlarca kişinin üzerine taşıyor, iki milyonda bir kişi sanatçı olabilir ancak. Yeteneğin seni ayrı bir yere koyuyor, eğer bir kurbağa ya da tarantula olsaydın, o zmaan bile, insanlar sana saygı duyardı, yetenek her şeyi affettirir.

Tek bir zaafın var; içinde bulunduğun durumun yanlışlığı, mutsuzluğun ve bağırsak iltihabın hep bu yüzden. Bu senin su katılmamış kültürsüzlüğün. Bağışla beni, lütfen, ama veritas magis amicitiae… Anlayacağın, hayatta bazı şartlar vardır. Eğitimli insanların arasında kendini rahat hissetmek, onların yanında rahat ve mutlu olmak, belli bir oranda kültürlü olmaktan geçer. Ytenek, seni böyle bir sosyal çevreye dahil etti, oraya aitsin, ama… oradan uzaklaşıyorsun ve kültürlü insanlar ile bir arada olduğun kiracılar arasında bocalıyorsun.

Kültürlü insanlar, bana göre, bu şartlara uymalıdır:

  1. İnsanların kişiliğine saygı duyarlar, dolayısıyla her zaman nazik, kibar ve kabule hazırdırlar. Pire için deve yakmazlar; birlikte yaşadıkları kişiden memnun değillerse, giderken “seninle yaşanmaz” demezler. Tüm o gürültüyü, soğuk ve kurumuş etleri, şakaları ve yabancıların evlerindeki varlığını affederler.
  2. Yalnızca dilencilere ve kedilere acımazlar. Kalpleri gözle görülmeyen şeyler için de ağrır… P’nin üniversitedeki kardeşlerine para yollaması ve annelerine kıyafet almasına yardım etmek için geceleri uykusuz kalırlar
  3. Başkalarının malına mülküne saygı gösterirler bu yüzden borçlarını her zaman öderler.
  4. Dürüttürler ve yalandan korktukları kadar hiçbir şeyden korkmazlar. En önemsiz konuda bile yalan söylemezler. Yalan aşağılayıcıdır ve yalan söyleyen kişinin karşı tarafı küçük gördüğünü gösterir. Yapmacık davranmazlar ve evlerinde nasıl davranıyorlarsa sokakta da öyledirler, mütevazı doslartının yanında gösteriş yapmazlar. Gevezeliğe ve üstümlük taslamaya meraklı değillerdir. Kimseyi rahatsız etmemek için az konuşup çok susarlar.
  5. Kendilerini acındırmazlar. İnsanlar iç çekip onları önemsesin diye kimsenin duygularıyla oynamazlar. “Yanlış anlaşıldım” ya da “Küçük görüldüm” demezler, çünkü bu ucuz bir etki peşinde koşmaktır ve terbiyesiz, bayat ve yanlıştır…
  6. Gösteriş yapmazlar. Ünlülerle tanışmak, ayyaş P. ile tokalaşmak, filmlerde konuşan serseri izleyicileri dinlemek, tavernalarda tanınmak gibi içi boş şeylerden hoşlanmazlar… Küçük bir başarıyı çok önemli bir şey gibi göstermezler, başkalarının içeri alınmadığı yerlere gitmekle övünmezler… Gerçekten yetenekli olan kıişi kalabalıkta bilinmezliğini koruyan ve kendiyle övünmekten kaçınandır. Krylov bile demiştir, boş davul çok ses çıkarır diye.
  7. Eğer bir yetenekleri varsa buna saygı duyarlar. Geri kalan her şeyi yetenekleri için feda ederler; kadın, şarap, şöhret… Yetenekleri ile gurur duyarlar… Bununla birlikte zor beğenirler.
  8. Estetik duygularını kendi üzerlerinde geliştirirler. Giysileriyle yatağa girmezler, duvarlardaki böcek dolu çatlatlara tahammül edemezler, kirli hava soluyamazlar, üzerinde tükürülmüş zeminde yürüyemezler, yemeklerini yağ sobasında pişiremezler. Cinsel isteği ne yüceltirler ne de bastırırlar… Bir kadında aradıkları şey sadece yatak arkadaşlığı değildir… Sürekli yalan söyleyen bir zeka peşinde değillerdir. Hele de sanatçılarsa, özellikle tazelik, zarafet, sevecenlik ve anaçlık ararlar… Günün her saatinde vodka içmezler, domuz olmadıkları ve bunu da bildikleri için dolaplarda burun çekmezler. Yalnızca yapacak bir işleri yoska içerler, ara sıra… Çünkü mens sana in corpore sano (sağlam kafa sağlam vücutta bulunur).

Ve saire. İşte kültürlü insanlar böyledir. Kültürlü olmak ve etrafındakilerden aşağı kalmamak için Bay Pickwick’in Maceraları’nı okumak ve Faust’tan bir monolog ezberlemek yetmez.

Gereken şey sürekli çalışmaktır, gece gündüz demezden, sürekli okumak, çalışmak ve iradeni kullanmak… Bu yüzden yaşadığın her saat değerlidir… Yanımız gel, o vodka şişesini yere fırlat, otur ve oku… Turgenyev, mesela, kimi okumadıysan.

Kibrini bir kenara bırakmalısın, çocuk değilsin… Otuzuna az kaldı. Artık zamanı geldi.

Seni bekliyorum… Seni bekliyoruz.

Not: Çehov bu mektubu kardeşine yazmıştır. Ve bu çeviri Peyniraltı Edebiyatı dergisinden alıntılanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir