Aykırı Fransız Yönetmen Louis Malle

Son yazılarımda Godard ve arkadaşları(Cahiers du Cinéma) tarafından dışlanan, tarihten silinmeye çalışılan yönetmenlere yer verdiğim dikkatlerden kaçmamıştır. Fransız nouvelle vague ile aynı dönemde sinemeya başlayan ama onlardan biri olarak sayılmayan Louis Malle benim için Fransız sinemasının yabana atılan isimlerinden biri olmuştur. Kendisi 25 gibi çok erken bir yaşta müziklerini Miles Davis’in bestelediği Ascenseur pour l’échafaud filmini yönetmesiyle ün kazanır.

Malle’e yöneltilen en büyük eleştiriler teknik becerisinin üstünlüğüne karşı bir tarzının olmaması yönündedir. Evet yine dönüp dolaşıp aynı yere geldik… Örnek vermek gerekirse Zeki Demirkubuz’un gözümüze soktuğu “kapanmak bilmeyen kapı’ metaforlarından Louis Malle’nin filmlerinde, bir benzeri, tekrar eden “temalar” olmadığı söylenir.

Masalsı anlatımı ve Nagisa Oshima/Lars von Trier misali tabu yıkmayı amaçlayan filmleriyle bir döneme damgasını vuran Malle, aile üyeleri arasındaki sorunlara ilişkin yaptığı filmlerle de adından sıkça sözettirmeyi başarıyor.

Lacombe Lucien

FİLMLERİNE KISA BİR BAKIŞ

Malle asistan olarak başladığı yönetmenlik kariyerine çok erken yaşlarda ‘en tepe’den giriş yapıyor. Citizen Kane’in yönetmeni Orson Welles gibi oda tam 25 yaşındayken, Ascenseur pour l’échafaud adında Amerikan noir’ından farklı, daha çok avrupa tarzında bir noir ile kariyerine büyük bir filmle giriş yapmış bulunuyor. Fransız yeni dalgasının doğumundan evvel, çağdaşları Godard ve Truffaut’tan önce burjuvayı eleştirmesiyle dikkatleri çekiyor ilk filmlerinde. Les amants filminde(Kadın erkek ilişkileri üzerine yapılmış Dodsworth vari bir ‘yetişkin’ filmidir) Daha sonra bu önceki son derece ‘ciddi’ çalışmalarının aksine Zazie dans le Métro adında başrolünde 9 yaşında bir çocuğun yer aldığı, yine fransız toplumu kritize ettiği bir komedi denemesi yapar. Fransızların tuhaf mizah anlayışından dolayıdır ki filmde güldüğüm tek bir sahne olduğunu hatırlamıyorum, ama Amelie var bir komedi yani güldürmeyen ama sizi hüzünlendiren bir hikaye anlatımına sahip olduğu söylenebilir bu fransız komedisinin.

Le feu follet

Le feu follet,Louis Malle’nin övgülerle bahsedeceğim bir filmidir. Orta yaş bunalımındaki bir adam olan Alain Leroy hayattan ve ‘her şey’den zevk almamaktadır. Eski arkadaşlarıyla bir araya gelir ve onlarla konuşup fikrinin değişmesini bekler. Ama işler yolunda gitmemeye devam eder. Fransızların nihilist benliğini layıkıyla temsil eden depresif karakterimiz Alain Leroy kendisini öldürmeye kararlıdır. Onu bu düşüncesinden vazgeçirebilecek tek bir etmen yoktur dünyada.

Dönemine göre son derece çarpıcı ve etik dışı bulunan (içerdiği anne-oğul ensest temasından olsa gerek) Le souffle au coeur filmiyle tekrar gündeme gelen Malle 1974 yılında yönettiği ve beğeni toplayan Lacombe Lucien‘da 2. Dünya Savaşının Fransa’sına dönüş yapar. Sinemada 2. Dünya Savaşı filmlerinde o tarihe kadar genellikle ‘direnişçi’ olarak bildiğimiz karakterler yer almıştır… Lacombe Lucien‘da onun aksine bir ‘collaborator'(Nazilerle işbirliği yapan Fransızlar için kullanılan bir kelimedir) karakter barındırır film ve bununla bir ilki başardığı söylenen Malle 78’de hayat ‘kadınlığı’ yapan küçük bir kız çocuğunu anlattığı filmiyle eleştiri okların hedefi olacaktır tekrar.

Black Moon

Terry Gilliam filmlerini andıran sürrealist film Black Moon, büyük bir metafor üzerine kurulu olmasıyla hayranlığımı kazandı. Bergman filmleriyle tanıdığımız Sven Nykvist ile görüntü yönetiminde harika bir iç çıkaran Film, savaşla ilgili bir alegori içermektedir. Son derece karmaşık ama anlamak için gayret gösterdiğinizde taşların yerine oturduğu bir yapıttır. Tekrar izlediğim bir gün hakkında uzunca analiz girmek istiyorum.

Amerika Kariyeri ve Diğer Filmleri

Malle’nin 1975 sonrası Hollywood kariyerini ne kadar pek takip edemesem de kendisine “ün” kazandıranın bu tarihte yaptığı çalışmalar olduğunu söyleyeceğim. Bir suç filmi olan Atlantic City ile efsanevi aktör Burt Lancaster ile Hollywood’a büyük bir giriş yapıyor. Bundan sonraki filmleri(Au revoir les enfants ve Milou en mai dışında) daha geniş kitlelere hitap eden ABD yapımı filmler olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir