Açık Toplum ve Endişeleri

Öncelikle belirtmem gerekirse Karl Popper’ın Açık toplum ve Düşmanları kitabı dışında herhangi bir eserini okumadım. Bir bilimsel makale yazmayı çok isterdim fakat bunun için ne zamanım ne de motivasyonum var.

Yazımda bu 2 ciltlik okuması büyük bir efor isteyen kitabı (Açık Toplum ve Düşmanları) henüz okumamış olanların ilgisini çekebilmeyi amaçlayacağım… Benim gibi kitabı okumuş ve internette yer alan hemen her eleştirisini de gözden geçirmiş biriyseniz bu yazı size pek hitap etmeyecektir.

Tarihsicilik nedir? Tarihselcilik ile karıştırılmaması gerektiği kanaatindeyim. Sözlüklerde geçen tanımıyla 19. yüzyılda Almanya’da ortaya çıkan (alm. Historismus) geleceğin günümüzde açıklanabilir olmasında “tarihi” ön planda tutan bir fikirdir. Tarihsel bakışın önemine inanır. Popper’a göre iki tarihsicilik bulunmaktadır. Birisi sol tarihsicilik(Marx’çı tarih felsefesi) diğeri de sağ (faşizm’in-ırkçılığın tarih felsefesi). Popper, tarih felsefesinin Hegel’in aksine objektif bir anlamının olmadığını savunur – tıpki Max Weber gibi. Karl Popper “Tarihsicilik”e getirmiş olduğu ağır eleştirilerle dikkat çekmektedir. Hatta “Tarihsiciliğin Sefaleti“ adında bir kitabı da yeralmaktadır -henüz okuma fırsatım olmadı-. Çalışmalarını bilim felsefesi ve siyaset felsefesi olarak iki ayrı grupta inceleyebiliriz. Kafanızı fazla karıştırmamak için yazıda kendisinin siyaset felsefesine yaklaşımını inceleyeceğim.

Partizanca Bir Polemik

Kitabın ilk cildini çeviren Mete Tuncay’ın söylediği gibi “Açık Toplum ve Düşmanları, partizanca bir polemiktir, ama ustalıklı bir polemiktir. Popper’ın partizanlığı da , bugün ekonomide (özellikle geri kalmış ülkeler için) faydasızlığı anlaşılmış olmakla birlikte, siyasetteki şerefini hala koruyan bir görüşün, liberalliğin partizanlığıdır.”

Açık Toplum Nedir?

Açık Toplum ve Düşmanları 1945 yılında ikinci dünya savaşının sonlarında Totaliter Rejim’i karşısına alan Karl Popper tarafından yayınlanmıştır.

Kavram, Popper ile ün kazanmış George Soros ile tekrar bir süzgeçten geçirilmiş olsa da Açık toplum terimi Henri Bergson tarafından 1932 yılında “Ahlakın ve Dinin İki Kaynağı” kitabında ortaya atılmıştır. “Otorite karşıtı olması ve siyasilerin kan dökülmeden devrilebileceği, liderlerin ancak askeri darbe veya kanlı devrimler sonucu devrilebildiği kapalı toplumun tam tersi olan bir toplum yapısı” diye geçmektedir tanımı.

Kapalı Toplum’a gelirsek, Açık Toplumun karşıtıdır. Baskıcı ve totaliter bir rejimdir, değişime, yeniliğe kapalıdırlar.

Popper ve Bergson Arasındaki Farklar

Açık toplum terimini ortaya atan Bergson ve ona ün kazandıran Popper arasındaki fark George Soros’un yazmış olduğu bir kitapta sade bir şekilde ifade ediliyor(yazının ilerleyen kısımlarında Soros’a değineceğim) “Bergson’ın formülasyonu, Yugoslavya’daki gibi etknik çatışmaları anlamakta; Popper’in formülasyonu ise Nazi Almanya’sı ve Sovyetler Birliği gibi totaliter rejimler tarafından yönetilen tehditleri açıklamakta faydalıdır.”

Açık Toplum ve Düşmanları

Nietzsche’nin “çekiçle felsefe yapmak” deyiminden mi geliyor bilmiyorum Popper’ın Açık Toplum ve Düşmanları’nın bazı ciltlerinde çekiç fotoğrafı yer almakta. Buradan anlayacağınız üzere kitap bir çok isme ve değere ağır eleştiriler getirmektedir. Nietzsche’nin kendinden önceki bir çok filozofa getirdiği ağır eleştirilere benzer bir tablo var karşımızda. Net bir ifadeyle söylemek gerekirse Popper çekiçle felsefe yapmaktadır,

Çekiçle felsefe yapan Popper neden Marx, Hegel ve Platon gibi düşünürlere saldırmaktadır? Popper’ın Açık Toplum ve Düşmanları’nın önsözünde belirttiği şu cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. “Eğer bu kitapta, insanlığın en büyük bir takım düşün önderleri hakkında sert sözler söyleniyorsa, amacım, umarım ki, onları küçültmek değildir. Bu daha çok, uygarlığımız yaşayacaksa, büyük adamlara aşırı saygı gösterme alışkanlığımızdan kurtulmamız gerektiğine inanışımdan ileri gelmektedir”

Kitabın 2. Cildinde dikkatimi çeken bir söz.

“Marx’ın bir sahte peygamber olduğuna inanıyorum.”

Bildiğiniz gibi Platon’u ve diğer bir çok filozofu demokrasi düşmanı olmakla suçlayan Popper, tarihsel gelişimin bilinebilirliğini savunan filozofların kapalı topluma önayak olacaklarını iddia etmektedir ve onları sert bir dille eleştirmektedir. Marx’ı her ne kadar yapmış olduğu çalışmalardan ötürü takdir etmiş olsa da Hegel’e, Schopenhauer kadar düşman olduğunu gözlemledim.

Hoşgörü Paradoksu (Paradox of Tolerance)

Popper kitabında şöyle der: “Sınırsız hoşgörü zorunlu olarak, hoşgörünün kaybolmasına yol açacaktır. Sınırsız hoşgörüyü hoşgörüsüz olanlara bile gösterirsek, hoşgörülü bir toplumu hoşgörüsüzlerin saldırısına karşı savunmaya hazır olmazsak, hoşgörülüler ve onlarla birlikte hoşgörünün kendisi de ortadan kalkacaktır. — Bu formülasyona göre, hoşgörüsüz felsefeleri her zaman baskı altında tutmamız gerektiğini kastetmiyorum; akılcı argümanlarla onlara karşı gelebildiğimiz ve kamuoyuyla dizginleyebildiğimiz sürece, baskı yollarına gitmek kesinlikle akılsızca olurdu. Fakat, gerekirse onları zorla bastırma hakkına dahi sahip çıkmalıyız; çünkü onların bizimle aynı akılcı tartışma düzeyine çıkmaya hazır olmamaları ve her türlü kanıtı reddederek işe başlamaları olasıdır. Kendi kitlelerine akılcı argümanlara kulak vermeyi yasaklayabilirler ve onlara kanıta karşı yumruklarını yahut tabancalarını kullanmayı öğretebilirler. Onun için biz, hoşgörü adına, hoşgörüsüzleri hoşgörmeme hakkına sahip çıkmalıyız. “

George Soros

Soros 2006 yılında bir panelde konuşurken

Gelelim Soros’a. 1992 Eylül ayında, İngiliz Sterlin’ine karşı almış olduğu pozisyon ona bir günde 1 milyar dolar kazandırmıştı. Servetini geçtiğimiz yıllarda kendi kurmuş olduğu Açık Toplum Vakfına bağışlamasıyla gündeme geldi. Açık toplum vakfı Bill & Melinda Gates Foundation‘dan sonra Dünya’nın en büyük 2. sivil toplum kuruluşu olma ünvanını kazanmış bu bağışla birlikte.

Soros’un dilimize çevirilen bir çok kitabı bulunmaktadır. Genç yaşlarında Karl Popper’dan ne kadar çok etkilendiğini dile getirdiği kitabı “Açık toplum / Küresel Kapitalizm’de Reform”u okudum Popper üzerine araştırmalar yaparken… Her ne kadar Hayalet-yazarlar(ghostwriter) tarafından yazıldığı belli olsa da Soros’un fikirlerini anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap bana kalırsa. Soros açık toplumla ilgili şunları iddia ediyor:

“…krizleri önlemenin en iyi yolu, açık toplum olarak adlandırdığım şeyin gelişiminin desteklenmesidir. Açık toplum vakıfları ağımın yapmaya çalıştığı da budur. Açık toplumlar yaratılarak, krizlerde ihtiyaç duyulan dış müdahale büyük ölçüde azaltılabilir.”

Etkilendiğim Kaynaklar:

1, 2, 3, 4

Kitaplar

Liberte yayınlarından çıkan Açık Toplum ve Düşmanları. (Çev: Mete Tuncay, Harun Rızatepe)

George Soros’un Truva yayınlarından çıkan Açık Toplum Küresel Kapitalizmde Reform (Çev: Doğan Selçuk Öztürk)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir